Friday, September 21, 2012

Paris, the last




Lafayette Paris...
Ozellikle indirim zamani gidilesi Lafayette...

French beanie...
Paris denince akla gelen ressam bereleri...

In the train, on the way back, the last French dessert...
Donus treninde son bir Paris tatlisi...

Cat, blue, white...
Paris'te hep benimle olanlar...

Me O_O


Bir kuple ben...

Sis and me ^_^

Bir kuple kardes...

Love and me <3
Ve Ask<3

Modern face of Paris...


Paris'in bu yuzunu gormus muydunuz?
Ben de gormedim ama HAYAT gordu;)

The Paris Wife, perfect book to remember and live Paris again...

Paris anilarini tazelemek icin birebir bir kitap...

Au revoir Paris!
À bientôt!



Monday, September 17, 2012

Smile


Somurtmanin yakismadigi insanlardan oldugumun kaniti.
Lakin,  her sey fotograf sanati ve sanatcisi icin;)

Bol gulumsemeli bir hafta olsun!


Feather print, chiffon OASAP dress; perfect for an autumn sunset.

Have a nice week!


Thursday, September 13, 2012

Ain’t we all just runaways?

Looking to the photos of summer, I remember how things were easy then...
Now, I wish I had clones! 
Autumn always brings a lot to do. But don't think I am complaining, not at all!
I like being occupied, better than nothing to do. Yes, I'm kinda weird:P 


Bir kac parcaya ayrildigim, 
Is Sevgi'si, okul Sevgi'si, ev Sevgi'si oldugum,
'Ah keske klonlarim olsa' dedigim su son gunlerde,
Cok da uzakta olmayan bir kac haftanin fotolarina bakip 'amma bos gunler geciriyormusum yahu' diyorum.

Oyle gecmise ozlem duyup, aman daha iyi gecirseydim deyip hayiflanmiyorum tabi ki.
Gecen gecmistir. Gunlerimi dolu dolu gecirmeyi yegleyen biri olarak, bu mesgul halleri seviyorum tabi ki.
Sevmedigimse, rutin hayata henuz donememis olmak.
Hem ev, hem sac, hem sosyal durum ayni zamanda degistirilmez ki, hak ettik sanki:P













Watch awesome Brandon and listen to The Killers!



Friday, September 7, 2012

Milan VFNO Outfit

Outfit of Milan VFNO from yesterday night...

Tee with my favourite band, 
red cat-eye ♥OASAP ♥  sunglasses,
 'new-in' Love Moschino leather bag,
and chic but painful shoes after long hours:P


Milano'daki ilk Vogue Fashion Night Out...
Baslarda eglenceli gelse de, sonrasinda gitgide artan insan seli, karmasa, yorgunluk insana 'bir daha da gelmem' dedirtiyor.
Olur da bu soylemimden vazgecip, gelecek yil yine gidersem;

 Duomo civarinda olmayacagimi,
Butun geceyi topuklu ayakkabi ustunde gecirmeyecegimi,
Sabaha karsi yataga gitmeyecegimi, 
Ertesi gun saat 11'e kadar uyumayacagimi, 
Koca bir gunumu verimsiz gecirmeyecegimi biliyorum:)













Sunday, September 2, 2012

Jump jump jumpsuit


It is getting cold in Pavia. Autumn arrived just on time!
I was expecting more days with sunshine:/
Now, I'll look at the photos from sunny days and sigh! 


Burada sicaklik birden dustu.
Yagmur kovalardan bosalircasina yagiyor.
Tatilden yeni donmus, rehaveti ustund Pavia'lilar ise sudan cikmis balik misali.
Tatilden donmemis bizimse onlardan bir farkimiz yok:)
Yarin itibariyle ben yine yeniden ogrenciyim. 
Universiteden sonra, 2 yil is, 2 yil okul, 1 yil calisma, 3 yil okul (ongorulen) gibi bir seri izliyorum.
Bakalim bu seri nasil devam edecek?





Oyleyse:
Hos geldin Eylul!



Saturday, September 1, 2012

Paris/ Must-do

More Paris photos...
With Luxembourg Gardens, the Fountain of the Observatory, Odéon- Theater of Europe, Sacré Cœur, Montmartre and Moulin Rouge!


Paris'e Temmuz ortasinda gitmis olsak da, hava cok degiskendi.
Metroya binmeden once gunesliyken, indigimizde yagmurluydu.
Gun icerisinde, ceket, kazak, semsiye, sapka, gunes gozlugu, hepsini bir arada kullanabildik:)

Paris'le ilgili okudugum kitaplarda en guzel tasvirlerle anlatilan bir yer vardi ki, gitmesek olmazdi, zaten gun boyunca 'gidelim de gidelim' diye tutturdum;)

Jardin du Luxembourg/Luxembourg Bahceleri.

(Evet buradaki plaka, bahcenin icinde bulunan kukla tiyatrosu icin;))

Floransa'nin taninmis ailelerinden Medici'lerin kizi Marie de Medici, kocasi 4.Henry'nin oldurulmesinden sonra cok yalniz hissetmis, kendini bag bahce islerine adamis.
Once bir saray istemis, Floransa'daki Pitti Sarayi'nin benzeri. Sonra bir cesme yaptirmis.
Tum bahcevanlari bizzat kendisi organize etmis, 2000 agac dikmis, hatta cocuklugunu gecirdigi bahcelerden insa etmesi icin Floransa'dan ailesinin hidrolik muhendisi ve bahce tasarimcilarini getirtmis. Boylelikle, baslangicta 8 hektar olan bahceyi 30 hektara cikarmis.

Iste Marie de Medici...(ve bizim Marie'miz:P)

Luxembourg Sarayi




Luxembourg Bahceleri'ne gitmek icin yorulmayi bekleyin. 
Sonra, yiyeceginizi, iceceginizi alip, kendinize guzel bir manzara bulup, park icinde oradan oraya tasinabilir sandalyelere kurulun. Dinlenin, doyun, okuyun, uyuyun.
Tam bir huzur ani...Gordugunuz gibi tum aile mutlu ve huzurluyuz:)



Bahceleri bitirirken...

Ilginc kesimli agaclar arkamizda,

Rasathane cesmesi onumuzde...

Fontaine de l'Observatoire ya da Fontaine des Quatre-Parties-Du-Monde, yani 'Dunyanin Dort Yani' cesmesi..
Jean-Baptiste Carpeaux tarafindan insa edilen bu kadin figurleri dunyanin dort kitasini simgeliyor; Asya, Avrupa, Afrika, Amerika... Ve bu dort kita kadini, dunyayi ellerinde tasiyor.
Cesmenin alt tarafi ise Carpeaux'nun ogrencileri tarafindan atlar ve deniz canlilari tarafindan bezenmis.

Ogrencilerinden biri ise kadin figurlerinin tasidigi, dunyayi temsil eden, uzerinde zodyak simgeleri bulunan kureyi tasarliyor. 
Yalniz, daha sonra rasathane fark ediyor ki, ekvatorda bulunan zodyak simgeleri aslinda ekliptik duzlemde bulunmali.

Carpeaux'nun heykellerine yapilan ilk elestiri oldukca dusmancaymis.
Elestirmen Jules Clarétie: 'Boylesi zayif, sagliksiz gorunumlu kadinlar tuhaf bir kure cevresinde, zerafetten yoksun bir sekilde donuyor. Hangi sapkin ruh, goz ve el birlikteligi boyle vahsi, kaba, kiris burus danscilari bir araya getirebilir ki' diyerek oldukca sert bir aciklamada bulunmus.

Ama gel gor ki, 10 yil sonra, Carpeaux olunce, Clarétie yaptigi elestiriden rahatsizlik duymus olacak ki, cesmeyi Carpeaux'nun bas yapiti sayarak, cesmeye olan elestirisini ovguye cevirmis.


Bahcelerden sonra bir de Odéon'a, Paris'in alti ulusal tiyatrosundan birine ugradik, icine girmek nasip olmadi:/


Paris'in gorulmesi gereken cok yeri var, ama burasi 'illa ki' gorulmesi gerekenlerde: Sacré-Cœur Bazilikasi.
Metro ile bolgeye ulasildiktan sonra, sevimli sokaklardan yuruyerek, sizi bazilikaya tirmandiracak funikulere ulasabilirsiniz. Metro biletleriniz burada da gecerli;)

Paris'in 130 metre ile en yuksek noktasi olan Montmartre'de bulunan bu bazilika 1875'de baslanarak, 1914'te tamamlanmis.
Bazilika traverten tasindan insa edilmis. Bu tas surekli olarak kalsit yaydigindan, hava kosullari ve kirlilik altinda bile rengi daima beyaz kalabiliyor.
 Gosterisi bundan kaynaklaniyor olmali...


Kapida yazdigina gore bu bazilikada, neredeyse 125 yildir gece gunduz dua ediliyormus.
(Hesap yaptim da, duaya bazilika tamamlanmadan baslanmis:P)

Buraya gelin derken, sadece bazilika icin degil tabi ki. 
Sanirim burasi Paris'in en sevdigim arrondissement'i oldu. 

Merdivenleri

Ciceklerle bezenmis evleri

Sarmasiklar arasinda kaybolmus otelleri

Huzur dolu kafeleri

Civil civil restoranlari

Bir de Dali'siyle tabi ki!
Eger ki ucuk kacik bu adama karsi tuhaf hisler besliyorsaniz kacirilmayacak bir ekspozisyon.
Ozellikle merdivenlerden cikarken duvarda asili roportajini okumayi es gecmeyin. Merdivenden cikma sureniz 3 katina ciksa da;)

Hatta hediyelik esya kisminin bile nasil Dali etkisinde oldugunu gormelisiniz!
Obsesyonlarindan biri olan karincalar her yerde!

Daha oyle cok sey var ki Montmartre'de! Illa ki gidilecek, yine;)


Bazilika'dan sonraki rota, yakinligi nedeniyle, Moulin Rouge!


Unu nedeniyle gorulmesi gereken bir yer ama cok matah bir cevresi olmadigini soylemek zorundayim. 
Biz bir kac sanatsal fotograftan sonra, tekin olmadigini dusunup, rotamizi sehir merkezine dogru cevirdik.

Sanirim bir cumartesi post'u burada bitebilir ama Paris bitmiyor efendim, bitmek bilmiyor!:)

Umarim cumartesinize renk katmisimdir;)
Guzel haftasonlari!