Monday, August 27, 2012

Laci Kiz


Yeni haftaya guzel baslamak icin, gecmis haftanin son gununun ne harika gectigini hatirlamak yeter!
Pazar gunumu daha sicak, daha gunesli, daha eglenceli hale getiren Laci Kiz karsinizda!

Blogunu ilk buldugumda icime yayilan nese baloncuklari, her post'uyla, her fotografiyla, Maya'siyla gitgide artti, artiyor.
Aramizda jenerasyon farki var:P ama ortak yanimiz, zevkimiz oyle cok ki!

Bir kac saat yetmedi ama her dakikayi doya doya gecirmeye calistik.
Hatta bakin Laci Kiz nasil da guzel anlatmis:)






Bu sahane fotografta O'nun ellerinden cikma!


Sira benim iade-i ziyaretimde.
O zamana kadar 'Ciao' Laci kiz;)



Wednesday, August 22, 2012

Dress to skirt

Once upon a time, this skirt happened to be a dress. 
But, my desire to modify, redesign my clothes turned it into an asymmetrical skirt.
Now, I use the top and bottom part separately:)


Su uzerimde gordugunuz etek, bir zamanlar elbiseydi. 
Benim her seyi kesip, bicme askima kurban oldu. 
Simdi etegini ayri, ust kismini ayri kullaniyorum ama birlikte kullanmiyorum onlari;)

Cilginlar gibi ise yarar/yaramaz alisveris yaptigim yillardi.
HAYAT'i abuk sabuk dukkanlara surukler dururdum. 
Bunu aldigim dukkansa, Tunus Caddesinde biraz kafe, biraz antikaci, biraz butik kivaminda bi yerdi.
Sahibi beni nasil kandirdiysa kandirdi, 'bak bu tasarim bir elbise, bu fiyata zor bulursun' dedi, 'zorla' aldirdi.
Asimetrik etegi artik tasarim olmaktan ciksa da, ust kismi elde dikme taslarla, pullarla bezeliydi. 
Bi gun de onu giyerim artik:)

Neyse efendim, gectigimiz kis, Ankara'dayken bu elbise elime gecince ampullerim yandi.
ODTU'deki terzim abuk sabuk isteklerime alistigi icin, elbiseyi ortadan kesip, eteginin beline lastik takip, beni basindan savusturdu:P

Bir surede Pavia'daki evimizde demlenen etegim, yazin sonlarina dogru gorucuye cikti artik!
Bana da, onun bu sabirli bekleyisini onurlandirmak icin uzunca bir yazi yazmak kaldi:P

















Not: Bacaklarima bakip, kizamikli sanmayin. Bu senenin rekor sivrinek isiriginin sonucu. 35 adet!

Bir de: Sirt dekoltesi cok sevilendir tarafimdan;)




Friday, August 17, 2012

Almost weekend


Although I hate the fact that the summer is almost over, I feel happy when I remember the memories.

Bir yaz daha ellerimizden kayip gitti gibi geliyor.
Nedense Oceana'nin dedigi gibi 'Endless Summer' falan olmuyor, olmuyor iste!

Ama anilari hatirlayinca, 'oh ne de guzel bir yaz oldu' diyor insan.
Mesela bende son zamanlarda ne mi oldu?

Milano blogger atesesi olarak, son gunlerinde de olsa tatli SJ ve KJ ciftiyle  bulusabildik.
Hemen bir telas, henuz tatmamis olduklari meshur panzerotti'cimiz Luini'ye goturduk onlari.
Ayak ustu, beyler bir konusmaya, bayanlar baska bir konusmaya daldi. Zaman da cok cabuk gecti:/
Simdi sira bizde;) Bir Adana sofrasinda bulusmak uzere;)

Having short but nice time with blogger friends...

En sevdigim ogle sonrasi atistirmaliklar. Bazen de kahvaltilik;)
Vanilyali yogurt-yabanmersini/ Findikli yogurt-Citirlar

Snacks; either for afternoon or for breakfast. So yummy!

Haftasonlari keyif yapmak serbest. Uzun bir kahvalti en iyi baslangic.
Bol meyve, her daldan sebze, peynir-zeytin tabagi, minik mozarella domateslerle bayram sekeri ve taptaze feslegen;)
Biber ici yumurta ise pek sirin oldu, hep denenesi!

But the long breakfast is always the best!

Indirim zamani ayakkabi almak farzdir!:P

Summer sale--> At least two new shoes;)

Ojenin de modasi var! Yaklasan sonbahar-kis sezonu icin bordolar, vazgecilmez kirmizi ve metalikler...
Sagdakiler ise Italya'da uzundur salgin durumunda olan, artik pazarda bile bulunabilen bileklikler. 
Vogue Turkiye'de cikmasiyla birlikte, Turkiye'de de yayilmasi yakindir;)

The nail polishes are for the upcoming season. And cutie bracelets, so famous in Italy!

Sirin canta hastaligi...

I admit: I buy cute bags just to look at them:)

Agustos ayinda, Italya'da dukkanlardaki manzara.
Herkes kapatip tatile gidiyor! Hani oyle butikler falan degil; dondurmacisindan, kuru temizlemesine kadar.
Son siranin ilkinin bir otel, ikincisinin bir restoran olduguna da dikkati cekmek isterim;)
Italyanlar tatillerinden odun vermezler. Bize de bombos bir Pavia'nin keyfine cikarmak kalir:P

That's the window shopping in Pavia in August!
Closed, closed, closed!
Even the hotels, restaurants, gelateria!

Paris'ten donerken baslanan 'Paris'teki Es'in etkisi gecmeden, hemen Hemingway'in hayatina basladim. 
Ilk kitapla O'na karsi olan on yargilarimi belki yikarim diye.

The first book triggered me to read the second one.
I wonder if it will help me to change my idea about Hemingway.

Simdilik bu kadar:)
Mutlu haftasonlari...
Iyi bayramlar...
Iyi tatiller...


Buone Vacanze!


Tuesday, August 14, 2012

Too young, too proud, too foolish

Polka dots...Loving it in every ways, 'cause it's not just cute but also so nostalgic!



Puantiye sevdigim dogrudur.
Benim icin en gecerli gerekce ise nostaljik olmasidir.
Fotograflardaki suratsizligin sebebi onlar degil tabi ki, pms :/

Yaz-kis fark etmez, beni pantolonla gormek azdir ama boylesini bulunca cikarmam da;)
Ha bir de Pavia sivrisinekleri var. Her aksam kurban olmaktan usandigimdan da pantolon giyiyor olabilirim:P









Cranberries'le buyumek diye bir sey var.
Kari-koca cok severiz kendilerini. Dolores'i bir basina da cok severiz.
Duygularima tercumanlik yapacak, ya da eslik edecek bir sarkilari hep vardir.
Son zamanlarda ritimlerini dusurmelerinin sebebini onlarin ve biz hayranlarinin ilerleyen yasina bagladik;)
Ama hala tadina doyulmayan sarkilari var, hic kaybetmedikleri cizgileriyle...
Milano konserlerin iptal etmeselerdi ne iyi  olurdu!


Cranberries... Listened during the teenage times, still listening.
Loving every song...
I wish they rearrange their Milan concert!





Friday, August 10, 2012

Karmakarısık!

I guess the neon trend will be ending soon with the upcoming mystical trends of A/W'12.
So, better to use it as much as possible;)


Belirli bir tarzdayim demek benim icin pek mumkun degil. 
Ruh halim ne kadar degiskense, kiyafetlerim de oyle.
Her sey gunubirlik benim icin. Hatta anlik!

Uzamis olmanin verdigi sıkıntıyla aylar sonra, spor disinda toplanan saclar...
Bu aralar topuklu ayakkabilarla hasir nesir olamama...
'Ben de 'friendship bracelet' orebilir miyim acaba?' dusuncesinden ortaya cikan bileklikler...
Bu sonbahar-kis canli renklere veda edecekmisiz, ah hadi biraz daha kullanalim telaslari...

Anlik kararlarin birlesmesiyle ortaya cikan, karmakarısık buldugum bir SvGLove karsinizda, buyrunuz efendim;)






First attempts of friendship bracelets, not so bad, right?






Daha sakin anlarda gorusmek uzere.

Ciao!




Wednesday, August 8, 2012

Paris/ Must-do

Never ending memories from Paris...

.
Paris bir kere gormekle, bir kac gun gecirmekle olmayacak sehirlerden.
Ama Milano'dan trenle yedi bucuk saatte ve 25€ gibi bir fiyatla ulasabilecegimizi ogrendikten sonra icimiz rahatladi.


Paris'e ayak basilinca yapilacak ilk sey, kalinacak gune ve gezilecek yerlere tekabul eden metro bileti ile bir metro haritasi almak.
Metro ve Paris ayri dusunulmez sanirim!
Bir iki gunun sonunda, 14 hattin buyuk bir kismini ogrenmis oluyorsunuz zaten.
Mesela devlet erkaninin, zenginligin gectigi yerlerden giden 1 numarali hatin metrosu, duraklari sahane iken, 14 numarali hattaki her seyden korkabilirsiniz:)) 





Benim icin Paris'in en etkileyici yapisi Eiffel Kulesi degil, Notre Dame Katedrali'dir. 
Ve benim icin O'nu bu kadar etkileyici yapansa Victor Hugo'dur.
Muzikalinin Fransizcasini gormek nasip olmadi ama gecen sene izledigim Italyancasi yeterince tatminkardi.
Yine olsa yine izlerim (ki var;))!

Yukarida gordugunuz Saint-Michel metrosunda inip, aksam yemeginizi yedikten sonra, yuruyerek gece isiklari altinda, gorkemli haliyle kalbinizi hoplatacak Notre Dame'i gormeye gidebilirsiniz.


Ya da sirtinizi O'na donup, Paris'in koprulerinden birine de keyifle bakabilirsiniz.


Gunduz halini de goreceksiniz tabi ki! Icine girip, hayretler icinde kalmak icin...


Sonra da soyle biraz yandan bakmali, her acidan aslinda:)




Zaman azsa, ama icinizdeki Paris aski coksa, daha cok gormek, havasini koklamak isterseniz bir vapur turu tavsiyemdir!



Musee d'Orsay

Pont Alexandre III

Sonrasi Eiffel...


Biz, Eiffel'e tirmanalim, Paris'i Eiffel gozunden gorelim istemedik.
Zira eger panoramik olarak Paris gorulecekse icinde Eiffel olmali zaten diye dusunduk.
Bu dusuncemizin dahilinde, 2 saat surecek kuyrukta beklememek de vardi!

Ama illa ki Paris'e tepeden bakacagim derseniz, 1 numarali metrodan Arc de Triomphe'a alalim sizi.

Merdiven veya asansorle cikilan 50 metrelik bu 'Zafer Arki', Fransiz Devrimi ve Napolyon savaslarinda Fransa icin savasan ve hayatini kaybeden askerler icin yapilmis bir anit.

Yapinin icine yerlestirilmis bu ekran, sanki bosluktan asagi bakar gibi.
Minicik insanlar ve ortada, savaslarda hayatini kaybetmis askerlerden birini temsil eden bir mezar.


Arkin konumunu tam olarak soyle:


Dolayisiyla sartlar el verdigince, panoramik bir goruntu elde etmek mumkun :)





Biz bu kadarini yapabildik ama dahasini isterseniz buyrun...


Tam da burada fotograf makinemizin sarjinin bitmesi uzerine, fotograflamaya ara verdik. 
Ve kendimizi yukaridaki fotografta gorunen meshur Champs- Élysées'nin sokaklarina attik;)


Daha devam edecek demis miydim;)