Wednesday, February 29, 2012

Blue-Green-Sun

It is my turn to use this season's favorite color trend, the minty green!
I love that color, it just goes with everything.
I guess I love it more with electric blue and pink tones.
Which ones are favorite combos?

Turkiye'de kara kis devam ederken, Turkiye'den uc enlem daha kuzeyde olan Pavia'da gun icinde 20 dereyece cikiyor olmasi cok ilginc olsa da, isin o boyutuna girmeden, guzel havanin tadini cikarmaya bakiyoruz. 
Fotograflar hafta sonundan, hava 16 derecelerde iken. Bugunse en yuksek sicaklik 21 derece olmasina ragmen, grili mavili bir gokyuzumuz var. Havanin sicak olmasi bile yetiyor ama;)

Biraz da su arkamdaki Ticino nehrinden konussam, tam havadan sudan bir post yazmis olacagim sanirim;p

Havanin guzel olmasiyla, ise bisikletle gidip gelmeye basladik, ne cok mutlu oldugumu tahmin edebilirsiniz;)
Ayrica evimden 30 sn icinde ulasabildigim yurt spor saloncuguna da gitmeye basladim. Gogus altindan itibaren baslayan sorunlu bolgelerle vedalasmak istiyorum. 
Simdi bir sorum var: Sizce ise giderken yaptigim bisiklet egzersizini spor programima katmaliyim? Gidis gelis 9 km oldugunu belirteyim;)
Spor salonunda bisiklet cevirmekten kurtulmaya calistigim belli olmadi di mi:P










Gidip yemegimi yiyeyim ben, spor hakkinda yazmak aciktirdi beni;)



Tuesday, February 28, 2012

Paris in Colour

I discovered Photographer Nichole Robertson in a plane magazine.
She and her husband had a spontaneous decision to move to Paris where, I think, is a great environment for photographers!
It was winter with a gray sky when they arrived. However among grays and whites, her eyes caught a very bright blue moped which caused her to get obsessed with that color for the rest of the day.


'Focusing on only one colour allowed me to see things I might otherwise have overlooked, like a door handle or an interesting pattern in chipped paint. 
Each colourful detail popped against the natural textures of the beautiful, worn buildings as if waiting to be noticed. Some were out in the open. Others were well concealed from casual passers-by. Those were the best discoveries.' she says.

I loved her idea, because all those objects with the same color just look so beautiful together!

Fotografci Nichole Robertson'i bir ucak magazininde kesfettim.
 2008'de hayatinin istedigi gibi olmadigina karar veren Nichole esine pat diye 'Paris'e tasinalim mi?' demis ve pat diye cevabini almis 'hadi gidelim!'.
2009'un Ocak ayinda Paris'e vardiklarinda onlari gri bir gokyuzu ve beyaz Paris sokaklar karsilamis.
Nichole Paris'e ozgu objelere fotografci gozu ile bakarken, parlak mavi bir motosiklet carpmis gozune. Gunun geri kalanini bu renge takilmis bir sekilde gecirirken, aslinda ilk bakildiginda fark edilmeyen bir cok mavi detay gormus.
Boylelikle tek bir renge bagli kalarak, baska zaman olsa fark etmeyecegi seyleri fotograflayip, Paris icin renk paleti hazirlamis.

Her renk icin hazirlanmis bu detaylarin bir arada bulunmasinin yarattigi su guzellige bakar misiniz?






Monday, February 27, 2012

Plissè

Wouldn't you wear a skirt that is pleated, made of tulle and in pastel color but is 2 size bigger than your size? I do! 
If I love something, it does not matter it is big, small, men's, kids'. I just buy it, modify if necessary and wear as I want. 
Here is that lovely skirt which is size 40 but I wear it anyway and it looks as I want;)


Minikkus'um 48 beden gomlek giyer de ben 40 beden etek giyemem mi? 
Pilelerin, tullerin, pastel renklerin aklimizi celdigi bu gunlerde edinilmis bu etek 40 beden olsa da giyilir. 
Benim icin bir kiyafetin, bedeni, hangi reyondan oldugu pek de onemli degildir. 
Sevdiysem alirim, oldugu gibi ya da istedigim duzeltmeleri yaparak giyerim. Yeter ki sevmis olayim!
Bu etegi modifiye etmeme bile gerek kalmadi. 
Bel lastigi uzerine taktigim lastikli kemer, pilelerini bozmadan istedigim etege kavusturdu beni.


Once su suratsiz fotografimla baslayayim da, diger fotograflardan sonra unutmus olun bunu. 
Ya da artik iyice akliniza kazimis oldum! ;)

Bu nasil bir donustur ya! 







Kolyemi Annecigim (kayinvalide demeyi sevmeyen ben:)) yaklasik iki yil once 'statement nacklace' trendini ongorerek almisti bana;) 
Gunluk kullanamayacagim dusundugum bu kolyeyi bu gunlerde her gun kullanmak istiyorum!

Reveransimla sizi selamliyor, guzel, gunesli bir hafta diliyorum;*




Thursday, February 23, 2012

Firfirella!

Here comes my 'Firfirella' named by talented friend Demet!
It is kind of an accessorize that enhances the charm of an outfit! It is a statement kind of accessorize!
 I just love it! 


Demet'cigimin becerikli ellerinden cikan firfirella'm sonunda boynumda!
Bir aksesuar basli basina bir insani cok farkli hissettirebiliyor.
Firfirella'mi aldim elime, kiyafetimin diger parcalari bir bir geldi elime. 
Hepsi bir araya gelmeyi bekliyormus sanki;)

Bu sefer boynumda kullandigim firfirella'm omuzda da cok guzel duruyor, denedim biliyorum;)

Gomlek giymek daha da eglenceli olacak bundan sonra!

Bir kez daha ellerine saglik canim Demet'cigim, beni bambaska hissettiren bu guzel sey icin!



Pavia'da hava inanilmaz guzel! Haftasonu nehir kenarinda olalim diye +18derece olacakmis;)
 Aman nazar degmesin;) 
Turkiye'nin en kuzeyinden bile daha kuzeyde olmasina ragmen Pavia'nin daha sicak olmasina ne demeli bilemiyorum. Sans belki?:)












Tuesday, February 21, 2012

The Artist




The Artist, Turkiye'de izledigim ve fazlasiyla hosuma giden filmlerden biri.

Bastan soylemek isterim ki, eger bu filme girerken bir arastirma yapmaz, sadece seans uyuyor diye giderseniz ve bilet alirken herhangi bir bilgilendirme yapilmazsa, film basladiginda kucuk bir saskinlik gecirebilirsiniz. 
Bize aynen oyle oldu oradan biliyorum;)

Hatta soyle bir sey bile oldu: 
Salona girmeden once, bu filmden cikan yabanci bir tanidigimizi gorduk, dedi ki: Film guzeldi ama Turkce ceviri alamadigim kisimlarda zorlandim. 'Aa niye boyle soyledi acaba, alt yazilar Turkce bile olsa, filmin orjinal dili Ingilizce oldugundan problem olmamasi gerekirdi' dedik. 

Tabi isin aslini film baslayinca anladik! 
Sanirim bu bilgiyi vermem filmin havasini bozmayacaktir, cunku bir cok sinemada girmeden once bu uyari yapiliyormus zaten; filmimiz siyah beyaz ve sessiz sevgili sinemaseverler:)


Sinemasever olup da boyle filmleri sevmeyen olabilir tabi. Oyle ki Liverpool'da bu filmi gormeye gidenler filmin sessiz ve siyah beyaz oldugu anlayinca filmden cikip, paralarinin iadesini istemis ve sinema salonlari odeme yapmak zorunda kalmis.(*)

Hollywood'da 1920'lerinin sonlarinda baslayan bir hikayemiz var. 
Sessiz sinemanin yildizi George Valentin '20'lerin sonlarinda baslayan 'talkies' yani seslendirilmis sinemanin yarattigi heyecana kapilmayarak, sessiz sinemadan daha iyi bir sey olamayacagini savunuyor ve bu akima katilmayi reddediyor. Ama insanoglu hemen rotasini yeni yuzlerle dolu bu yone ceviriyor ve sessiz sinemayi 20'lerde birakiyor. 'Talkies'lerin ilk stari, genc dansci Peppy Miller ise George Valentin'in sayesinde basladigi bu yeni hayatta son hizla yukselirken, Valentin'in hizla dusmesine uzulerek tanik oluyor. 

Hikaye cok basit, cok tahmin edilebilir. O yuzden burun kivrilip, yeterince tatmin olunmayabilir.
Hatta sessiz sinema zamaninda cekilmis filmlerle karsilastirip, sinifta birakanlar bile olabilir.

Bense filmi cok begendim!
Konunun basit olmasi hic onemli degil benim icin. O goruntuler, muzikler, jestler, mimikler fazlasiyla yetti bana. 
Sinemadan ciktigimda (hatta simdi bile) hic siyah beyaz, sessiz bir film izlememisim gibi hissettim. 
Eger o yapim, oyuncular benim zihnimde bu filmi renklendirip, seslendirebiliyorlarsa ayakta alkislarim ben onlari!
Zaten 10'u Oscar olmak uzere 69 adayligi ve 75 dalda kazandigi odullerle alkisi hak ettigi asikar;)


Sinema tutkunu sayilmam ama bu film en sevdiklerim, surekli izleyeceklerim, Pazar keyiflerim arasina girdi.
Ayrica sessiz sinemaya karsi buyuk bir ilgi uyandirdi. Bir kac bas yapiti izlemek istiyorum.
Yakisikli Fransiz Jean Dujardin'i de boylelikle tanimis oldum;)



Buradan sonra yazdiklarim biraz 'spoiler' olabilir, simdiden uyariyorum;)




En begendigim sahnelerden birisi!

Oscar'lik kopek Uggie!



Guzel ve cok sempatik Peppy yani Bérénice Bejo...
Giydikleri, kullandigi aksesuarlar oyle guzel, oyle goz aliciydi ki!




Bir filmi izledikten sonra hakkinda yazilanlari, gereksiz bilgi ve gaf kisimlarini okumayi cok severim. 
Iste IMDb'den edindigim ilginc bilgiler:
- Basarili oyuncu kopek, film sonunda Uggie olarak belirtilse de aslinda filmde uc kopek varmis: asil rolde Uggie ile Dash ve Dude. Her biri birbirlerine benzetilmek adina boyanmis.
- Filmin dans sahneleri bizzat bas rol oyunculari tarafindan gerceklestirilmis. Dans provalari bes ay boyunca, neredeyse her gun yapilmis!
- Jean Dujardin'in kirmizi halida soyledigine gore tum film 35 gunde cekilmis!
- Tum film boyunca hic 'zoom shot' yapilmamis, cunku cekilen zaman itibariyle boyle bir teknoloji yokmus.
- Film de kullanilan silah ve sessiz filmlerden birindeki bir ucak 1920 sonlarinda var olan objeler degilmis. Cok daha sonra uretilmis;)
- George Valentin cek yazarken, Fransiz olmasindan ileri gelen bir hata yapmis. Bunu anlamamiz mumkun degil tabi ki, ama anlayan biri filmdeki gaflar kismina yazmis:)
- Filmin sonunda George Valentin'in guclu Fransiz aksani ile sesini duyuyoruz, pek guzel;)



Buyrun 'trailer'i. Ama buyusu bozulmasin disterseniz izlemeyin derim;)






Monday, February 20, 2012

Chiffon w/ Faux-Leather

Birthday outfit with self-bought birthday presents:) 
Or I might say that I leaded my hubby to buy them;)
I love that shirt: First, the color, then the asymmetrical hem and then the combination of two fabrics, chiffon and viscose. Yes, the viscose part may easily get wrinkled but I love it anyway!
The faux-leather skirt is really 'faux'! Very thin but I like its scalloped hem with the detailing.


Kendi kendime aldigim dogum gunu hediyelerimle bir dogum gunu kombini;)
Tam olarak oyle degil tabi:
- HAYAT acaba bunlar benim dogum gunu hediyelerim mi olsa? Beraber secsek?
- Tamam sen bu sectiklerini al, bunlar da benden olsun ama ben kendi kendime de bi hediye alayim.
:)
Bershka'nin bu gomlegine bayildigimi soylemeliyim. Ah keske beyazi da benim olsaydi! 
Rengi, asimetrik modeli, iki degisik kumasin birlesimi, bunlardan birinin sifon olmasi bana fazlasiyla yetti.
Etegimse deri gorunumlu, incecik bir kumas. Onun da detaylari ve indirimdeki fiyati aklimi celdi, ben de kacirmadim;)

Dogum gunu mevzusuna da bir deginmek isterim:
Benim dogum gunumu kutlama fobim var! Kutlarken iyi ama, surpriz ya da onceden bildirilmis tum kutlamalara karsi siddetli bir sekilde karsi cikiyorum. Surprizlere nasil karsi cikiyorsun derseniz, Sherlock Holmes gibiyim diyebilirim:D
Bi kere universitede arkadaslarim burnundan getirmisligim, 'niye benim dogum gunumu kutluyoruz kiiii' diye aglamisligim, arkadaslarimi da aglatmisligim bile vardir:)

Bu sene de bu fobimde bir degisiklik olmadi: Yine kutlama yapmak istemedim!
Cumartesi olmasindan oturu ev keyfi yaptik. Hatta ben ev temizligi, dolap temizligi falan yaptim:))
HAYAT butun gun bana yemek yapti, kihkih;)
Mudavimi oldugumuz cafede aksamustu keyfi yaptik.
Calistik, dizi izledik, yuruyus yaptik, evimizin keyfini cikardik:)
Ozel hissettigimiz ama basmakalip seremonilerden uzak durdugumuz, tam istedigim gibi bir gun gecirdim/gecirdik;)

Ozel hissetmemi saglayan herkese minnettarim